Serinlemek isterken risk büyük: Soğuk suya girmenin gizli tehlikeleri

Uzmanlar genellikle 15 derecenin altındaki suları “soğuk su” olarak değerlendiriyor. Ancak risk yalnızca kış aylarıyla sınırlı değil. Hava çok sıcak olsa bile deniz, göl, nehir ya da baraj suyu sanıldığından daha soğuk kalabilir.
Bunun nedeni suyun havaya göre çok daha yavaş ısınmasıdır. Güneş altında bunalan biri için su yüzeyi davetkâr görünebilir; fakat vücut suya girdiği anda ani sıcaklık farkıyla karşılaşır. Özellikle derinleşen alanlarda, akıntılı bölgelerde ve gölgede kalan sularda sıcaklık daha düşük olabilir.
Bu yüzden “hava sıcak, su da güvenlidir” düşüncesi yanıltıcıdır. Açık suda asıl risklerden biri, kişinin suyun soğukluğunu ancak girdikten sonra fark etmesidir.

Soğuk suya aniden girildiğinde vücut “soğuk su şoku” denilen güçlü bir tepki verebilir. Bu tepki istem dışıdır; yani kişi ne kadar iyi yüzücü olursa olsun tamamen kontrol edemeyebilir.
Soğuk suyla temasın ilk anında vücut ani bir nefes alma refleksi gösterebilir. Eğer bu sırada ağız ya da burun suyun altındaysa, kişi su yutabilir ya da suyu doğrudan akciğerlerine çekebilir. Bu durum çok kısa sürede boğulma riskini artırır.
Aynı anda solunum hızlanır, kişi panikleyebilir ve nefesini kontrol etmekte zorlanabilir. Uzmanlara göre soğuk suya girildikten sonra hemen yüzmeye başlamak yerine, nefes düzenlenene kadar beklemek gerekir. Kişi rahatça konuşacak hale gelmeden yüzmeye başlamamalıdır.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin

Soğuk su yalnızca nefesi değil, kalp-damar sistemini de etkiler. Vücut ısı kaybını azaltmak için cilde yakın damarları daraltır. Bu da tansiyonun ani şekilde yükselmesine neden olabilir.
Sağlıklı görünen kişilerde bile bu ani değişim kalbi zorlayabilir. Kalp hastalığı, ritim bozukluğu, yüksek tansiyon, ağır astım ya da epilepsi gibi sağlık sorunları olan kişilerde risk daha da artar.
Bu nedenle soğuk suya girme alışkanlığı, herkes için uygun bir sağlık trendi değildir. Özellikle kronik hastalığı olanlar, düzenli ilaç kullananlar ya da daha önce bayılma, nefes darlığı, çarpıntı gibi sorunlar yaşayanlar açık suda soğuk suya girmeden önce doktora danışmalıdır.

Soğuk su kazalarının ürkütücü taraflarından biri, tehlikenin çoğu zaman kıyıya çok yakınken başlamasıdır. Kişi suya girer girmez nefesi bozulabilir, panikleyebilir ya da birkaç metre sonra gücünü kaybedebilir.
Bu nedenle “zaten çok açılmayacağım” düşüncesi tek başına güvenli değildir. Açık suya ani giriş, kıyıya yakın bölgelerde bile ciddi risk yaratabilir. Özellikle taşlık zemin, ani derinleşme, akıntı ya da yosunlu-kaygan yüzeyler varsa sudan çıkmak beklenenden zor hale gelebilir.
Yüzme bilmek riski azaltır ama tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü soğuk su şoku ve kas gücü kaybı, iyi yüzücüleri de etkileyebilir.

İlk şok geçtikten sonra tehlike bitmez. Soğuk su vücudu soğutmaya devam ettikçe kollardaki ve bacaklardaki kaslar ile sinirler etkilenir. Bu duruma “soğukta iş göremez hale gelme” denebilir.
Birkaç dakika içinde yüzme hareketleri bozulabilir. Kişi kulaç atsa bile eskisi kadar ilerleyemez, bacaklarını etkili kullanamaz ve daha hızlı yorulur. Zamanla başını suyun üstünde tutmak bile zorlaşabilir.
Soğuk su ayrıca el becerisini de azaltır. Parmaklar uyuştuğunda merdivene, ipe, kayaya ya da iskele kenarına tutunmak zorlaşır. Bu yüzden sudan çıkış noktası önceden bilinmeli ve kişi kıyıdan fazla uzaklaşmamalıdır.

Soğuk su ölümlerinde sık sık hipotermiden söz edilir. Ancak uzmanlara göre birçok olayda asıl risk, hipotermiden önce ortaya çıkan soğuk su şoku ve kas gücü kaybıdır.
Hipotermi, vücut ısısının tehlikeli şekilde düşmesiyle gelişir ve genellikle daha uzun süreli soğuk maruziyeti gerektirir. Su, aynı sıcaklıktaki havaya göre vücuttan ısıyı çok daha hızlı çeker. Bu nedenle suda uzun kalmak ciddi risk yaratır.
Hipoterminin erken belirtileri arasında şiddetli titreme, kafa karışıklığı, karar verme güçlüğü ve koordinasyon kaybı yer alabilir. İleri durumda bilinç kaybı ve boğulma riski ortaya çıkabilir.

Soğuk sudan çıktıktan sonra her şey hemen normale dönmeyebilir. Bazı durumlarda vücut ısısı sudan çıktıktan sonra da düşmeye devam edebilir. Bu duruma “afterdrop” deniyor.
Bunun nedeni, kollardan ve bacaklardan gelen soğuk kanın yeniden vücudun merkezine dönmesidir. Kişi sudan çıkmış olsa bile titreme, halsizlik, sersemlik ve kafa karışıklığı yaşayabilir.
Kısa süreli soğuk su temasından sonra kuru ve sıcak kıyafet giymek, rüzgârdan korunmak ve kontrollü şekilde ısınmak genellikle yardımcı olur. Ancak kişi uzun süre suda kaldıysa, bilinci bulanıksa, aşırı titriyorsa ya da konuşmakta zorlanıyorsa 112 Acil aranmalıdır.

Açık suda tehlike yalnızca soğukluk değildir. Akıntı, ters akıntı, ani derinleşme, çamurlu zemin, kaygan taşlar, yosun, batık cisimler, keskin kayalar ve tekneler de ciddi risk oluşturabilir.
Göl, nehir, baraj ve sulama kanalları özellikle yanıltıcı olabilir. Yüzey sakin görünse bile dip yapısı, akıntı ve su sıcaklığı değişken olabilir. Nehirlerde akıntı kişiyi kısa sürede sürükleyebilir; baraj ve göletlerde ise ani derinleşme ve çamurlu zemin sudan çıkmayı zorlaştırabilir.
Su kirliliği de ayrı bir risk. Kanalizasyon, tarımsal akıntı ya da hayvan idrarıyla kirlenmiş sularda mide-bağırsak enfeksiyonları ve bazı bakteriyel hastalıklar görülebilir. Açık yarayla kirli suya girmekten kaçınılmalıdır.

Soğuk suya ya da açık suya tek başına girmek en büyük hatalardan biridir. Yanınızda biri olması, sorun yaşandığında yardım çağrılmasını sağlar. Ancak bu kişi de bilinçsizce suya atlamamalı; mümkünse can simidi, ip ya da yüzer destek kullanmalıdır.
Mümkünse cankurtaran bulunan, yüzmeye izin verilen ve çıkış noktaları belli olan alanlar tercih edilmelidir. Bilinmeyen göletler, barajlar, akıntılı nehirler ve “girilmeyen” bölgelerden uzak durulmalıdır.
Acil durumda Türkiye’de 112 Acil aranmalıdır. Denizde olay yaşanıyorsa Sahil Güvenlik’e de ulaşılması gerekebilir. En doğrusu, suya girmeden önce konumunuzu, çıkış noktanızı ve acil durumda nasıl yardım çağıracağınızı bilmek.

Soğuk suya atlamak ya da balıklama dalmak, vücudun soğuk şokunu en sert şekilde yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle suya yavaş girmek daha güvenlidir.
Önce ayaklar ve bacaklar, ardından gövde suya alıştırılmalıdır. Suya girince hemen yüzmeye başlamamak, nefesi kontrol altına almak ve konuşabilecek kadar rahatlamayı beklemek gerekir.
Ayrıca suyun derinliği bilinmiyorsa kesinlikle atlanmamalıdır. Sığ su, kaya, beton parça ya da görünmeyen engeller ciddi kafa, boyun ve omurga yaralanmalarına yol açabilir.

Soğuk suda daha uzun kalmanın daha fazla fayda sağladığı kesin değildir. Uzmanlara göre soğuk suyun yarattığı uyarıcı etki çok hızlı başlar; bunun için uzun süre suda kalmak gerekmez.
Başlangıç seviyesindekiler için bir-iki dakika bile yeterli olabilir. Alışkın kişilerde ise çoğu eğlence amaçlı giriş için 5-10 dakikayı aşmamak daha güvenli kabul edilir. Burada kişinin yaşı, sağlık durumu, su sıcaklığı, hava koşulları ve deneyimi önemlidir.
Açık suda mutlaka görünür olunmalıdır. Parlak renkli bone, canlı renkli mayo ya da yüzücü şamandırası kullanılabilir. Bu, teknelerin ve kurtarma ekiplerinin sizi fark etmesini kolaylaştırır.

Soğuk suya girmenin ruh halini iyileştirdiğini, enerji verdiğini ya da bağışıklığı güçlendirdiğini söyleyen çok kişi var. Ancak uzmanlara göre bu alandaki bilimsel kanıtlar sosyal medyada anlatıldığı kadar güçlü değil.
Bazı çalışmalar soğuk suyun stres hormonları, ruh hali ve inflamasyonla ilişkili süreçler üzerinde etkileri olabileceğini araştırıyor. Fakat bunun herkes için güvenli ve kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olduğu söylenemez.
Kısacası soğuk suya girmek bazı kişiler için keyifli bir alışkanlık olabilir; ama herkes için uygun değildir. Kalp hastalığı, ciddi astım, epilepsi, tansiyon sorunu ya da başka kronik hastalığı olanlar dikkatli olmalı. Açık suya girilecekse de kural basit: Yalnız girmeyin, yavaş girin, kısa tutun, görünür olun ve riskli bölgelerden uzak durun.
The post Serinlemek isterken risk büyük: Soğuk suya girmenin gizli tehlikeleri appeared first on Kilis Egitim.